“Sol yıllardır kendi kendini eğlendirmekten, fikirlerini ideolojisini kendi içinde tartıştıktan sonra üstüne bir samsun sigarası yakıp ortaya koyduğu sonuçlara beğeni ile bakmaktan öteye gidemiyor.” Bu sözler yıllarını kapitalizmin dişlilerini yağlamakla geçirmiş bankacı bir dostuma ait. Bunu duyunca daha üsteliyorum ağzından laf almak, dışarıdan durumumuzu görmek için. Diyor ki ben otuzuna kadar liberal olup sonrasında solcu olan kimseyi görmedim, ancak hayatım bunun tersi örnekler ile dolu.
Bu tip serzenişlerle devam eden yarım saatlik bir sohbetin ardından, bu konu üzerine biraz düşünmenin faydalı olacağına karar verdim. Evet, ortada şöyle bir mesele var; “Sol yıllardır kendi kabuğu içinde kendisini hapis etmiş durumda.” Bir tarafta sosyalist sol olgunlaştırmaya çalıştığı ideolojisi ile kendi yağında kavrulurken, diğer yanda demokratik sol açılımlar (!) yaparak halkın tüm kesimlerine ulaşmaya çalışıyor. Yani bir bakıma kısır bir döngünün içerisindeyiz. Çünkü kabuklarını kırıp, fikirlerini tüm halka ulaştıramayan sosyalist sol karşısında, geniş kitlelere hitap etmeye vakıf olan demokratik sol iktidar hırsına düşüp, oy alabilmek adına iktidarın yedek lastiği olmaya kalkarsa, kapitalizmin ezici çarkına bir dişliyi de onlar eklemiş olur. Yöntemleri farklı olsa da ortak bir ereğe hizmet etmeleri gereken bu iki taraf, özünde hareket ettikleri temellerden sapıp yanlış yollara girdiklerinde, bundan etkilenecek olan emekçilerden başkası değildir.
Bu ülkeden emeğin hakkını savunmayan, sadece iktidar hırsıyla şov amaçlı hareket eden bir kesim kendisini solcu, devrimci olarak nitelendiremez. Çünkü;
- Bu ülkenin solcuları, emekçileri sömürmekten öteye gitmeyen para babaları, bunların birlik ve dernekleri ile işbirliği içinde olamaz.
- Bu ülkenin solcuları, Amerikanvari sendikalaşmanın en güzel örneklerinin sergilendiği bu ülkede, işçi haklarından ziyade patron hakları ile ilgilenen iktidar yalakası sendikalara destek veremez, bu tip sendikalardan destek alamaz.
- Bu ülkenin solcuları, yüzüne sol makyaj yapıp, bir yandan da sermayeye göz kırpamaz.
- Bu ülkenin solcuları, F tipi örgütlenmeye her halükarda karşı durur.
- Bu ülkenin solcuları, bölücü gerici her türlü faaliyetin karşısındadır.
- Bu ülkenin solcuları, yurtseverdir, kapitalist para babalarının oyununa gelip, bu ülkenin bölünmesine göz yumamaz.
İşte tüm bu sebeplerden ötürü “Ben solcuyum, ben devrimciyim, ben halkçıyım” demek zor bir meseledir. Özellikle de bu ülkede…
Halkın çıkarları doğrultusunda hareket etmeyip halkı ağzından düşürmemek; iktidar yolunda sermaye ile işbirliği yapıp, devrimciliği ağzından düşürmemek “ne şiş yansın ne kebap” mantığından öte bir mesele değildir. Ya asıl kimliğini ortaya koyarak, insanları kandırmaktan vazgeçeceksin, ya da çıkıp haykıracaksın: “Hep birlikte üreteceğiz, hep birlikte yöneteceğiz.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder