1 Şubat 2012 Çarşamba

Taraf Olmak ya da Tavır Almak


       Son günlerde şu cümleyi oldukça sık kullanır oldum: “Siyasette taraf olmak, bertaraf olmayı da kabul etmek demektir; asli olan tavır almak ve arkasında durmaktır. Sonucu ister ödül olsun, ister ceza.” Özellikle CHP’de son günlerde yaşanan olayların ardından bu cümlenin haklılığını kendimce bir kez daha gördüm. Baştan belirtmek isterim ki bu yazıda CHP’nin yapısına ya da şahıslara yönelik eleştiri aramaya çalışanlar çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaklar, çünkü bunlar beni ilgilendiren konular değil. Sözüm bu partinin gençliği içerisinde kendini anti-emperyalist, devrimci, Kemalist, ilerici, aydınlanmacı ve solcu olarak tanımlayanlaradır.
            Niye bu yazıyı bu arkadaşlara hitaben yazıyorum, çünkü partinin gençliği içerisinde var olan, taraf olup bir yerlere gelme çabasından elinden geldiğince uzak durup vatan için verdikleri bu onurlu mücadeleyi devam ettirmeye çalışan insanlardır kendileri; taraf olmaktansa tavır almayı tercih edip, verdikleri bu kararların arkasında dik durmayı bilenlerdir.
            Peki, nedir bu taraf olma ya da tavır alma olayı?
            Bu iki durum bir bakıma gruplaşmanın da asıl nedenidir. Bir yanda da hırslarının esiri olup, giriştikleri koltuk mücadelesinde, ortaya herhangi bir fikir atmadan, bir şey üretmeden, birilerinin paçasına yapışıp bir yerlere gelmeyi amaç edinenler; diğer yanda ise fikirleriyle, düşünceleriyle, bir yoldaşlık ruhu ve örgüt ahlakı çerçevesinde halk için yola baş koyup, varını yoğunu ortaya koyanlardır. Yani biri çıkmak istediği makam için asansör düğmesine basmakla yetinir, diğeri ise ağır ağır ama emin adımlarla çıkar merdivenlerden. Çok sevdiğim bir söz vardır, buraya çok uygun olduğunu düşünüyorum: “Çıkışta akmayan ter, inişte gözyaşı olarak dökülür.”
            İşte CHP Gençliği içerisinde taraf olmayı tercih edip, kısa yoldan bir yerlere gelme ereğinde olan asansör siyasetçilerine yazık ki, örgüt içerisinde yoldaşlık ruhunun yaratılmasını engellemektedirler. Bunun kaynağındaki mesele de “yol olmadan yoldaşlık olamayacağıdır.” Bir şey yapmak değil de bir şey olmak amacıyla hareket eden zihniyet, ortaya, insanları ortak hedefte birleştirecek bir yol koyamadığı için, bu gençlik örgütü büyük bir keşmekeş ve de her yönetim değişiminde tekrarlanan kaos ortamı içerisinde yoluna devam etmeye çalışmaktadır.
            Peki, çözüm nedir?
            Olayın çözümü de aslında ilk başta belirttiğim tavır almak ya da taraf olmak arasındaki ince çizgiden geçmektedir. Mesele CV’si dolgun gençlik liderleri yaratmaktansa, her üyenin uğrunda varını yoğunu koyarak yürüyebileceği bir yol ve yoldaşlık yaratmaktır. Bu kolay bir süreç değildir, herkes bazı şeylerden feragat etmek zorunda kalabilir; kimileri eğitiminden, kimileri sosyal yaşamından, kimileri de ailesinden. Ancak sonuç olarak, ortaya çıkacak olan şey sadece bir siyasi partinin gençlik örgütlenmesi değil, gerici ve emperyalist düzenin karşısında duracak olan önemli bir direnç noktasıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder